Emirgan Korusu ve Lale Mevsimi

Lale Devri‘ni çoktan geçtik. İstanbul‘un lalelerle olan geçmişi acı hatıralar olarak bize kalsa da, son yıllarda İstanbul ve lale tekrar bir araya getiriliyor. Lalenin İstanbul üzerinden Hollanda’ya ulaştığı ve Hollanda’nın bu çiçeği üretmeye başlaması ile artık Hollanda ile özdeşleşen laleler, asırlar sonra tekrar İstanbul’a dönüş yaptığında birçok kişi bu işe burun kıvırmış, büyük tartışmalar yaşanmıştı. Birçok eleştiriye katılsam da, lale bitkisinin ülkemiz ekonomisi için bir fırsat olabileceğini düşünüyorum. Sadece üretip, dikmek ve sonra tekrar satın alıp tekrar dikmek döngüsünü kırıp, üzerinde çalışmalar yapmak, ithal edilebilir noktaya getirmek, adını tekrar Türk Lalesi haline getirebilmek maharet. Her şeyi bir kenara bırakıp, İstanbul’a senenin bir ayında misafir olan bu güzel bitkileri ve bunların en güzel mekanını yazmak, güzel fotoğrafları sizlerle paylaşmak istedim ve bu yazıyı kaleme aldım. Lale, nasıl ki senenin bir ayında İstanbul‘u güzelleştiriyorsa, Emirgan Korusu da bundan nasibini alıp güzelleşiyor ve kendi güzelliğini arttırarak İstanbul’da bulunmaz bir köşe haline geliyor.

Emirgan’da Lale Zamanı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin 2005 yılından beri düzenlediği Lale Festivali kapsamında İstanbul’un dört bir yanına laleler ekiliyor ve Nisan ayı girdiğinde her taraf bir lale güzelliğine bürünüyor. İBB’nin korulara ve parklara ekmiş olduğu laleler baharın en güzel müjdecilerinden. Bu müjdelerden en büyük nasibi alan da Emirgan Korusu. İstanbul’un en güzel korusu olan Emirgan Korusu, laleler ile beraber bambaşka bir şekle bürünüyor. Nisan ayı boyunca rengarenk lalelerle donanan Emirgan Korusu, ziyaretçilerine paha biçelemez anlar sunuyor.

Lalelerin renk renk, tür tür şekli ile boy göstermesi, renk cümbüşü ve lale festivali koruya bir başka soluk getiriyor her sene. Belki de yüzbinlerce insan Emirgan’a geliyor ve bu güzelliğin zevkine varıyor. Alan ve yerleşim olarak refiklerinden oldukça avantajlı konumda olan Emirgan Korusu bahara hoş geldin demeyi en şaşalı şekilde gösteriyor aslında. İster İstinye tarafındaki girişinden girmiş olun, isterseniz de Emirgan sahilinden, koru sizlere ilk adımlarınızdan itibaren harika bir lale ziyafeti sunarak gözlerinize bayram ettirecek.

Zamanın kapının dışında kaldığı Emirgan Korusu, ömrünüze bir buket lale sunuyor her haliyle. Ansızın karşınıza çıkabilen sincapları, rengarenk laleleri, şelalesi, süs havuzu, piknik alanları derken Emirgan’da geçirdiğiniz her dakika yaşam sevincinize bir basamak daha atlatacak.

Özellikle lale mevsiminde bir başka hale bürünen bu koruya hafta içi günlerde gitmenizde çok büyük fayda var. Ulaşım konusunda pek sıkıntı yaşamasanız da kalabalık ortamlara gelemeyenlerdenseniz hafta içinin sizin için daha uygun olduğunu söyleyebilirim. Emirgan Korusu’na isterseniz Beşiktaş üzerinden, Sarıyer ve İstinye otobüslerine binerek, isterseniz Yenikapı – Hacıosman metrosuna binip İTÜ – Ayazağa durağında inip oradan minibüs veya otobüse binerek ya da yürüyerek, isterseniz de Anadolu Yakası’nda Çubuklu’ya giden herhangi bir otobüse binip İstinye – Çubuklu feribotuna binerek ulaşabilirsiniz. Boğazın serin havası, doğanın güzelliği ve tarihin konsantre ruhu sizleri bambaşka diyarlara götürecektir.

Emirgan Korusu, İstanbul’un gözbebeğidir. Ömrünüzde en az bir kere burada bulunmanız, burada dolaşmanız çok iyi bir karar olur 🙂

 

Daha Fazlası: Şener Dağaşan

Anadolu Kavağı ve Yoros Kalesi

İstanbul, binlerce yıllık yaşamı boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bunun doğal...
Daha Fazla Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir